Sürekli olarak takip ettiğim Friendfeed’de günün en popüler konusu Myspace ve Last.FM’in sansürlenmesi, ve Sansüresansür hareketinin yaptığı eylem(spam?)di.
Sansürle ilgili haberden bir önceki yazımda bahsettim zaten, şimdi bahsedeceğim konu bir yerinden benim de yer aldığım Sansüresansür hareketinin yaptığı olay.
Öğlen saatlerinde, Sansüresansür hareketinden Fırat Yıldız ve Ebru Baranseli, ilgili blogda yazdıkları sansür haberi ile ilgili bağlantıyı alakalı-alakasız yüzlerce iletinin altına yorum olarak yazdılar. Onlara göre eylem, bana göre spam olan bu olayı inceleyelim.
İnternetten spam kelimesini taradığımda bulduğum kavramları yazayım ilk olarak.
Seslisözlük: İnternette birçok kullanıcıya gönderilen uygun olmayan ya da istenmeyen mesajlar.
Spam.org.tr: Internet üzerinde aynı mesajın yüksek sayıdaki kopyasının, bu tip bir mesaji alma talebinde bulunmamış kişilere, zorlayıcı nitelikte gönderilmesi Spam olarak adlandırılır.
Bu kavramlar eşliğinde, Sansüresansür hareketinin yaptığı olay, düz mantık ile bakıldığında spam oluyor. Kendileri ise, bu olayın spam değil eylem olduğunu, amacın insanların dikkatini çekmek ve haberi olmayan kişileri haberdar etmek olduklarını söylüyor.
Bu eylemi yaptıkları yer Friendfeed. Türk kullanıcı sayısı konusunda net bir bilgim yok, 29 Ocak’da Arda Kutsal’ın FFholic.com’dan elde ettiği verilere göre bu rakam 3.000( en az bir Türkçe iletiye sahip kullanıcı sayısı). Şu an ki rakam hakkında bunun üzerinden tam bir çıkarımda bulunamıyorum, ancak milyonlar olmadığı kesin. Friendfeed’in yapısı gereği, beğendiğiniz (like) veya yorum yaptığınız her ileti, sizi takip eden kullanıcıların ekranına geliyor. Sansüresansür hareketinin ilgili iletisini beğenenlerin sayısı an itibariyle 61 olmuş. 141 tane de yorum yapılmış. Yani bu ileti, bu hareketi takip eden insanlar dışında (129 kişi) bu iletiyi beğenen 61 kişinin arkadaşlarının ekranına da gitmiş durumda. Bu beğenen kişiler arasında Burak Bayburtlu (1748 takipçi), Ebru Baranseli (1125 takipçi) Ömer Enis (1211 takipçi) Erdal Kaplanseren (931 takipçi) gibi, 1000 ve üzeri takipçi sayısına sahip kişiler de var. Yani, bu iletinin Friendfeed kullanıcılarının büyük çoğunluğuna bu sayede ulaştığını varsayabiliriz. Ki, konu üzerine gün boyunca onlarca kişi ileti yazdı, ilgili haberleri beğendi, yorum yaptı.Webrazzi gibi sektörde takip edilen pek çok blogda yazılar yayınlandı.
Yani gün içinde Friendfeed’e girmiş olan bir kişinin konudan haberi olmamasının imkanı yok.
Peki, zaten insanların ilgisini çekmiş, hakkında gün içinde onlarca yazılıp çizilmiş bir konu hakkında, internet kültüründe spam olarak geçen ve insanlarda olumsuz bir etki bırakan bir eylem yolu tercih ediliyor ? Dünya çapında milyonlarca insanın destek verdiği Greenpeace hareketi bile bu tür bir davranışta bulunsa tepki çeker, kabul edilmez.
Yakın tarihte Uygur Türklerine yapılan soykırımda, insanlar ulusal ve uluslararası olarak tepki vermiş, gün içinde Friendfeed gibi ortamlarda yüzlerce ileti yazılmış, yorum yapılmıştı. Spama gerek olmadan, insanlar girdikleri iletilerle, yaptıkları yorum ve beğenilerle insanların olaydan haberi olmasını sağlamıştı. Hatta bir çok kullanıcı profil fotoğrafını değiştirmiş, konu ile ilgili görseller ( bayrak vb. ) koymuştu. Yani, spam yapılmadan, sosyal medyanın temeli olan karşılıklı iletişim ve paylaşım sayesinde, o ortamın bütün kullanıcıları olayı duymuştu.
Spam olarak tarif edilen bir eylem planı yerine, şunlar yapılsaydı?
- Popüler, konu ile ilgili kullanıcılara e-posta veya özel mesaj ile ulaşıp, konudan bahsetmeleri istenseydi?
- Harekete destek verenlerden konu ile ilgili iletiler girmeleri, konuyu gündemde tutmaları istenseydi?
- Profil fotoğrafı olarak koyulabilecek görseller hazırlansaydı ve ilgili kişilerden bunları kullanmaları istenseydi? ( Özellikle bu yöntemle, eski yeni bütün iletilerde bu profil fotoğrafı gözükeceğinden dolayı spam yapmadan binlerce yerde konuya dikkat çekilebilir )
- Friendfeed yanında diğer yoğun olarak kullanılan sosyal ağlarda ( Facebook, twitter vb ) ve insanların kullandığı diğer yerel platformlarda ( forumlar, bloglar, haber siteleri vb ) paylaşmaları istenseydi?
Bunların birçoğunun veya hepsinin yapıldığını varsayıyorum. Sırf bu maddeler ile, spam yapmadan sosyal medyanın doğal işleyişiyle interneti kullanan büyük bir çoğunluğa ulaşılabilir. Böylece insanlar şikayet etmez, olumsuz tepkiler alınmaz, karşılıklı sözlü kavgalar yerine insanlar enerjilerini ve zamanlarını bu olaya karşı uygulanacak eylemler gibi daha faydalı konulara yoğunlaştırabilirdi.
Değinmek istediğim bir diğer konu, Sansüresansür hareketini destekleyen insanların verdiği tepkiler. Kendilerine bu yaptıklarının spam olduğunu, daha faydalı yollar kullanabileceklerini söyleyen geri bildirimlere ” beğenmiyorsanız engelleyin, kurtulun ” şeklinde yaptıkları geri dönüş insana ” bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu ” dedirtiyor. Söylediklerini açarsak, ” bizim hareketlerimizi beğenmiyorsanız, bizi sansürleyin “. Sansüre karşı bir hareketin başını çeken insanlarin, kendileri ile aynı amacı taşıyan kişilere sansürleme yönünde tavsiyede bulunması, bunun devamı olarak bu kişileri sansür yandaşı olarak nitelemeleri, gerçekten ilginç.
Evet, sansüre karşıyım, insanların özgürlüklerinin bu şekilde yanlış alanlarda kısıtlanmasına karşıyım, ve bu konuda elimden geleni yapıyorum ve yapacağım. Bununla birlikte, spama da karşıyım, ve bu konuda da elimden geldiğince mücadele edeceğim.
Ülkemizde internet konusunda çağı yakalayıp ilerisine geçtiğimiz, yaratıcı, katma değer sağlayan çalışmalar ile anılacağımız günler için el ele…


Söz konusu olan platformun temel niteliği “sosyal” olduğu için, iletişim temelinde bir topluluk oluşturduğunu kabul etmemiz gerekir. Bir çok farklı topluluk davranışını bir arada görmemiz de doğaldır. Ama buradaki geniş topluluğun içinde farklı bir çok topluluğun oluşması, hatta çatışmalar, kamplaşmalar çıkması da doğaldır. Tıpkı fiziksel toplulukların içinde olduğu gibi. Çünkü fizik dünyadaki dinamikler burada da iş başındadır. Farklı görüşler, farklı duruşlar ve farklı hedefler vardır. Bunlarla birlikte hiç çatışmasız bir topluluk kurmak hem burada hem de fiziksel dünyada bir ütopyadır ve bence faşizan bir ütopyadır. Farklılıkları sindirerek, onlarla beslenerek yaşayan topluluklar uzun ömürlü olur; farklılıkları şiddeti körükleyerek hakim grubun lehine törpülemeye çalışan topluluklar totaliter olur; farklılıkların sürekli çatışma yarattığı ve hiçbirinin bir diğerine galip gelmediği topluluklar kaosa sürüklenip dağılır. Önemli olan farklılıkları kabullenmek ve bunlara saygı göstermek, onu hukuka dönüştürmektir. Bu tür topluluklar değer yaratır. Ama her şeyden önce ortak paydalar üzerinde uzlaşmak gerekir. Ancak ortak değerlere sahip olan topluluklar sürdürülebilir. Bu uzlaşma varsa, geri kalan konularda çatışma, sürtüşme görüş ayrılıkları sindirilir ve grubun özüne zarar vermez. Ortak payda topluluğun özüne dair bir değerler bileşeni olmalıdır. İdeoloji, cinsiyet, parti tutmak, takım tutmak, bu tür “değerler” ikincildir. Topluluğu bir arada tutan kültür topluluk kültürüdür. Birlikte yaşama hakkı, iletişimde bulunma hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğüne saygı duyma ilkesi… Sözünü ettiğim ortak değerler bunlardır. Vatan millet sakarya bizi fiziksel dünyada bile bir arada tutmuyor, burada mı tutacak? Ülkemin birliğini sağlayan değerler, çocuklarımıza bırakmak isteyebileceğimiz, hak, hukuk, özgürlük, refah, bilgi, ve geleceğeimizi yönetmemizi sağlayacak yenilikçilik, dinamizm ve enerjidir.. Yani aynı tarzda ortak değerler fiziksel dünyada da ortak paydayı oluşturmalıdır.
19 Eylül 2009 Cumartesi günü, Myspace ve Lastfm sitelerine erişimin engellenmesinin ardından Friendfeed’deki Türkçe konuşan toplulukta ortaya çıkan kriz, tam da bu ortak paydanın kriziydi. Yapılan eylem, bu topluluğun özünü oluşturan düşünce, ifade ve iletişim özgürlüğüne yapılan bir saldırının sitematik hale gelmesine yönelik bir farkındalık oluşturma eylemiydi. Bu eyleme herkesin katılması gerekmez. Onaylamayanlar da olacaktır, rahatsız olanlar da. “Tamam, ama şöyle yapmayın, böyle yapın” diyenler de. Katılıp eylemi büyütenler de. Bunların hiçbiri ortak paydayı zedelemez. Ortak değerlere ters düşmez. Ama topluluğun özünü savunmaya yönelik böyle bir eylemi, bu topluluğun bazı üyeleri hiç de etik olmayan bir tavırla cezalandırmaya kalkarlarsa, karşı çıkılan, tepki konulan saldırının bir parçası haline geliyorlar demektir. Birileri kalkıp bunu spam diye rapor edip eylemi başlatan bazı üyelerin (niçin hepsi değil? Ben de bu eylemin içindeydim, kimse beni şikayet etmedi.) üyelik haklarının elinden alınmasınıı, dışlanmalarını “otoriteden” (ki burada bu FF yönetimi oluyor) talep ediyor, üstelik diğer üyeleri de bu talepte bulunmaya çağırıyorsa, bu topluluk hakkına saldırıdır. İşi bu saldırganlık boyutuna taşımasalar da, söz konusu eylemin açık ve net içeriği ortada olmasına rağmen, bu “spam” yorumuna katılan ve bir şekilde bunu yayan üyeler de, diğerleri kadar olmasa da topluluk hakkına zarar vermektedir. Çünkü spamle yaşayabiliriz, ama sansür, iletişim hak ve özgürlüğünün ilgasıyla yaşayamayız. Tehdit aynı tehdit, sorun aynı sorun değildir. Ben bu spam yorumunda kötü niyet görmem ama ciddi bir bilinçsizlik hali görürüm. Dolayısıyla dün yaşadığımız olay, aslında bu topluluğun geleceğini de belirleyecektir. Bizden, hepimizden ve tek tek üyelerden bağımsız olarak bu böyle olacaktır. Şimdi ya topluluk ortak paydasına geri döner, değerlerini bir kez daha sözleşme altına alır, ya da yavaş yavaş çözülerek başka bir şeye dönüşür. Bir topluluk değil bir grup olur. Üreteceği şey artık değer değil grup psikolojisidir. Çünkü “kültür”ünü kaybetmiştir… Kültürsüz topluluk olmaz…
Yukarda söylediklerimin herkes tarafından anlaşılacağını düşünmüyorum. Muhtemelen çoğu kişi, “neler saçmalıyor bu adam”, “entele bak”, “amma abartmış” falan diyecektir. Kavrayış beklemiyorum. Topluluklar yıkım anlarını teşhis edebilseler, bu konuda ortak bilinç oluşturabilseler zaten yıkılmazlardı. Ben sadece kayıt düşüyorum…