ODTÜ İşletme’de 5. senem. Çeşitli sebeplerden 3 sene düzenli olarak devam edemedim, dolayısıyla muhtemelen 2 sene daha devam edeceğim.
Bu süreçte bir çok farklı gözlemim oldu, üniversite hayatı ve öğrenciler üzerine.
3-4 farklı dönemle birlikte ders aldım ve almaya devam ediyorum. Yani tahmini olarak 1000′in üzerinde yeni üniversiteyi kazanmış öğrenciyi tanıma fırsatım oldu.
Bu 1000 kişinin tahmini %90′ı, neden işletme bölümünü seçtiği hakkında bir fikre sahip değil. Bir çoğu buraya puanı yettiği için gelmiş. Diğerleri de çevresinin yönlendirmesiyle. “Buradan mezun olunca ne yapacaksın? Hedefin ne?” sorusuna tatminkar bir cevabı olan neredeyse yok. Üniversite bitirilir, meslek edinilir ve iş hayatına başlanır mantığıyla okuyorlar(?).
İlk 2 sene böyle geçiyor. 3. ve 4. sene bizim bölümümüzde seçmeli derslerden oluşur. Hangi alanda uzmanlaşmak istiyorsanız, o alana yönelik seçmeli derslere yönelirsiniz. Bu yukarıda bahsettiğim kesimin duvara tosladıkları yer burası oluyor işte. Muhasebe, finans, organizasyon, pazarlama, yönetim, girişimcilik gibi pek çok ayrı alan arasında seçim yapmak pek de kolay değil, ve yapılan bu seçim hayatınızın geri kalanı için çok önemli. Bu noktada uyanabilenler kalan iki senede toparlama şansına sahip. Ancak ” şu derste devam zorunluluğu yokmuş, bu dersten kolay not alınıyormuş ” mantığıyla ders seçenlerin, ileride ” binlerce üniversite mezunu işsiz ” haberlerine konu olması oldukça muhtemel.
Belirli bir hedef ve bilinçle gelen %10 kesim ise, eğer üniversite hayatının eğlence tarafının çekiciliğine kendilerini kaptırmayıp hedefleri doğrultusunda ilerlediklerinde, inanıyorum ki iyi yerlere geleceklerdir.
Sevdiğim bir hocamın şu sözünü severim : ” Üniversitenin size kazandırdığı %40 dersler, %60 ise burada kazandığınız vizyon ve bilinçtir.”
Kimisi poker, batak uzmanı olarak mezun olurken, kimisi büyük çoğunluğun hayallerini süsleyen yöneticilik pozisyonlarına doğru adım adım ilerliyorlar.
Ne yaptığını, ne yapacağını, ne yapmak istediğini bilmek önemli tabi.


